Bu platform ben hayatla canhıraş mücadeleye devam ederken arka planda sessizce bekleyen, ama bir gün ona geri döneceğimi de çok iyi bilen bir yakınım gibi. Her zaman dönebileceğim güvenli bir liman gibi. Rahat hissettiğim evim gibi.
Sayfayı ilk açtığımın günün üzerinden 14 yıl geçmiş. Ergen bir genç olarak ilk düşüncelerimi kelimelere döktüğüm yazıların şahitliğinde yolun ikinci yarısına başladım. “Hikayeler” in 24 saatte kaybolduğu dijital dünyada bu sayfayı barındırabildiğim ve kendi tarzımla hikayemi yazıp saklayabildiğim için minnettarım. Evet buralardan baya uzak kaldım. Blog yazmadım ama ben de iyi bir okuyucusuydum. Zaman zaman geldim ziyaret ettim, hatırladım ve gittim. Kendimi keşfetmek için açtığım bu beyaz sayfalar fazlasıyla görevini yerine getirdi, getirmeye de devam ediyor. Çünkü yolculuk henüz son bulmadı.
Geri döndüm artık buradayım gibi büyük sözler veremeyeceğim. Ama şu an hayatımın bir kısmında daha bu blog ile birlikte yürümeyi aklımdan geçiriyorum. Benden alınanlar ve bana bahşedilenlerle ayaktayım. Biraz yarım biraz dolu. Bu yollardan geçen ve geçebilen herkes gibi.
Her yazının, her görüntünün artık biraz yapay olduğu günümüzde tamamen doğal ve tamamen içten olduğunu bildiğim bir yerde olmaya da ihtiyacım var sanırım. Kelime hatalarına, devrik cümlelere, anlatım bozukluklarına ihtiyacım var. Umarım burası hayat koşturmacasında soluklandığım bir durak, adeta bir su molası olur hem bana hem de sizlere.
Artık burada birileri olup olmadığından, takip edilip edilmediğinden pek emin değilim açıkçası ama çok sorun değil. Burada yokken de yıllardır kendime notlar yazdım. Ama içimin bir yanında sürekli zihnimi tırmalayan paylaşma fikri artık ağır bastı ve dünyanın bambaşka bir yerinde birilerine dokunabilme ihtimali beni tekrar buraya getirdi. Umarım size bir süre daha bir şeyler anlatabilirim.
Henüz bitmemişken. Geri kalan günler için.
Sevgiyle kalın,
ABE.
Merhabalar. Bunca zaman sonra mail kutusuna bu blogdan bir bildirim düşmesine ne kadar sevindim anlatamam. Yazılarınızı inanın çok uzun zamandır okuyorum. Bu blogu bıraktığınızı düşündüğüm zamanlarda da bazı yazılarınızı dönüp tekrar tekrar okuyordum. Sessiz bir okur olarak nihayet teşekkürlerimi iletmek istedim. Blog ile tanışmam “Minimalizm ve İslam” başlıklı yazınızla oldu. O sırada minimalizm ile alakalı bir ödev hazırlıyordum. Sonra blogdaki diğer yazılara doğru bir yolculuğa çıktım. “Kendi Hayat Takviminizi Oluşturun” dediğiniz bir yazı vardı, o takvim uzun süre odamın duvarında asılı kaldı, etrafımdakileri biraz ürkütse de ben bu fikri anlamlı buldum… Son olarak yine bir yazınız vasıtasıyla Dr. Ali Bayramoğlu’nu tanımış oldum. Tam da o dönemde online olarak bir seminer vermişti, buna katılma fırsatım oldu. “Davranışsal esneme” kavramını böylece öğrendim, ve daha birçok şeyi… Uzun lafın kısası “Keşfet Kendini” bana çok şey kattı, uzun zamandır yol arkadaşım oldu. Eminim böyle düşünen birçok insan vardır. Var olun, kaleminize sağlık. 🌿
Ben teşekkür ederim. Çok sevindim hayatınıza az da olsa dokunmasına. Yazıların size de yolculuk etmesine sevindim, siz de var olun.