-- Genel

Vedalaş(ama)mak

Hiç bitmeyecek gibi yaşıyoruz hayatı. Yarının yaşanacağının sözü bize verilmişcesine. Hiç birbirimizden ayrılmayacakmışız gibi… Görüşürüz’ü bile formalite icabı söyleriz birbirimize değil mi? Çünkü zaten görüşeceğizdir ya. Çünkü hep görüşebiliyoruzdur. Nasıl olsa onlarca iletişim şeklinden biriyle ulaşırız değil mi birbirimize? Ararız, mesaj atarız, fotoğraf atarız, ses kaydı atarız, görüntülü ararız vs. Nasıl olsa görüşürüz. Mesajlarımızı yarım bırakırız, aklımıza gelse nasıl olsa sonra ararız deriz. Çünkü nasıl olsa görüşürüz… Ölümün bu kadar yakın olduğu günlerde sürekli kaçtığımız bir soruyu sormak istiyorum. Ya bir daha görüşemezsek?

“Ölüm” dersi üzerine çok çalışmıştım. Ölmeden önce ölmeyi düşündüm tefekkür ettim, yazdım, anlamaya çalıştım. Nasıl hissedersin? diye sordum kendime sevdiğin birini kaybederken. Sahip olmadığımız bir şeyi gerçekten kaybedebilir miyiz? dedim. Kaybetmeden alışageldiğimiz şeylerin değerini bilmek için çabaladım durdum. Her şeyin geçici olduğu bu dünyada neyin kalıcı olduğunu çok sorguladım gerçekten ama “vedalaşamamak” üzerine hiç düşünmemiştim. Sanki her neye sahipsek onu kaybedecek olsak bile vedalaşabiliriz yanılgısıyla yaşıyormuşum. Oysa yarının sözü bize verilmediğini bilirken vedalaşabileceğimizin garantisi de nereden çıktı?

Şimdi anlıyorum aslında kaybettiklerimizin çoğu vedasız ve habersizmiş. Kaybetmeden önce vedalaşmak, ender kişilere verilmiş bir hediyeymiş. Bahsettiğim vedalaşma gerçekten bir daha görüşemeyeceğini bildiğin son bir veda. Son kez görüştüğünü biliyor olma hali. Tüylerini diken diken eden gerçek bir veda.

Bu vedalaşmaya nasıl ulaşabiliriz? İnsan yarın ne olacağını bilmezken gerçek bir vedalaşma yapıp yapamayacağını nasıl bilebilir? Kısa cevap: Bilemez.

O zaman her ayrılışında vedalaşırsan gerçek vedalaşmayı bir gün tutturabilirsin diyebilir miyiz?

Ama o vedalaşmanın gerçek olup olmadığını bilmedikten sonra hakkını verebilir misin gerçekten? Çözümün bu olmadığını fark ediyorum. O yüzden vedalaşmaya farklı bir açıdan bakmak gerek.

Ya vedalaşmak aslında dudaklarından arasından dökülen bir “elveda” demek değilse?

Helalleşmek aslında dilinle bir “helal olsun” demek de değilse?

Öyle olsaydı eğer kötü birliktelikleri güzel sözlerle bitirebilirdik değil mi? Kalp tatmin olmazken dilimizle helalleşebilirdik. Ayrılmadan önce söylediğin birkaç söz, birlikte geçirdiğin yılların yerine geçer miydi?

Son zamanlarda bu sorularla hemhal oluyordum. Anladım ki veda aslında yaşanan yılları seslendiren sadece birkaç kelime sadece. Birini kaybettiğin zaman, ardından hatırlayacağın şey son kez ona “hakkım helal olsun” demek değil, hellalikle yaşadığın yüzlerce anılar aslında. Vedalaşmak bu güzelliklerin sonunun geldiğini bilme hali.

Çoğumuza bu hal bahşedilmeyebilir. O yüzden belki güzellikle bitiremeyiz birlikteliğimizi ama güzellikler biriktirebiliriz birbirimizde.

Nasıl olsa sonra söylerim diye söylemediklerimizi söylediğimiz bir ilişki kurabiliriz mesela. İçimizde kalan her ne varsa onları yapmak için çabalayabiliriz. Çabalamak diyorum çünkü birbirimizle her istediğimizi yapamayız da. Ama bunu deneyebiliriz. Keşkesiz yaşayabiliriz.

İşte o zaman hiçbir şey söylemesen bile bu dünyadan gidişin konuşur bizzat. Ardında bıraktığın hoş bir seda ile…

Bugüne kadar bende hoş bir seda bırakan herkese minnettarım. Ne kadar kaldığını bilmediğim hayatımda benim de çabam o yönde. Bir gün gitme zamanım geldiğinde vedalaşamazsam eğer güzellikle anılmak için.

Bu cümlelerimde bir veda aslında. Bu yazı bir veda. Blog’daki her bir yazı… Bir veda. Bir sonrakini yazamazsam eğer.

Selametle,
ABE.

Bir Cevap Yazın

  1. Gönülde bir yerlere çok dokundu her cümleler olur da bir daha okuyamazsam yazilarini bu da bir veda 🙂

  2. Tam da “veda” yı düşünürken gördüğüm bu yazı tercüman oldu bana. Özellikle bu zamanlarda, ölüm düşüncesi hasta olan her insanı yoklamıştır tıpkı beni yokladığı gibi. Hep şunu diyorum. “Veda ederken keşke dememeliyim”. Her neye ve her kime veda ediyorsam keşkesiz veda etmek isterim. Bu, benim için huzurdur. Yazı için teşekkürler ABE. Selametle.

  3. Biz vedalaştık.. Henüz nefes alırken gusül abdestini aldırdım belki sabaha sağ çıkamaz diye.. Canım, sevgilim, eşim genceciktin..