Maraton Hazırlığı ve Hayat Arasındaki 5 Benzerlik

Yaklaşık 1.5 aydır yoğun bir şekilde koşu antrenmanlarına devam ediyorum. Zorlandığım, hastalandığım, başlayamadığım ve bırakmak üzere olduğum zamanlar oldu. Bir maraton kadar uzun mesafeli yarışa hazırlanmıyorum ama başarıyla bitirebilirsem eğer kendi rekorumu kırmış olacağım bir serüvenin içindeyim. Bu süreçte her koşu antrenmanımda aklıma sürekli, yarış hazırlığı yapmak ve yaşam arasındaki benzerlikler geliyordu. Yarışa sayılı günler kala bu benzerlikleri sizinle paylaşmak istedim. “Maraton Hazırlığı ve Hayat Arasındaki 5 Benzerlik” yazısını okumaya devam et

Reklamlar

Alışageldiğimiz Şeylerin Değerini Bilmek

Yapılan bir sosyal deneyde; bir tarafa sağlıklı diğer tarafa ise kanserle mücadele eden insanları oturtuyorlar. Aralarında perde olduğu için yan tarafta oturan kişinin kim olduğundan sağlıklı insanların haberleri yok. Her iki tarafa da “Bir dilek hakkın olsaydı ne isterdin gibi?” sorusunu yöneltiyorlar. Hemen hemen aynı yaşta olan bu insanların verdikleri cevapların farklılığı yüreklere dokunuyor gerçekten. Bu yazımda videoyu sizinle paylaşıp, fikirlerimi söyleyeceğim.

“Alışageldiğimiz Şeylerin Değerini Bilmek” yazısını okumaya devam et

Arayıp Sormak Demode Mi Oldu?

Benim yetişebildiğim kadarıyla MSN Messenger, Facebook Chat, Whatsapp derken insanoğlunun birbirine ulaşılabilirliği hiç bu kadar hızlı olmamıştı sanırım. Sadece anlık mesaj göndermekten öte smiley kombinasyonları, fotoğraflar/videolar, gifler derken şu anda tüm dünyaya canlı yayın yapmamız dahi mümkün. Peki bütün bu uygulamalar sayesinde birbirimizle iletişimimiz telefonla arayıp sorduğumuz zamana göre; güçlendi mi yoksa zayıfladı mı?

“Arayıp Sormak Demode Mi Oldu?” yazısını okumaya devam et

Neye Aitsin?

Bağımlısı olduğun telefonuna mı?
Özenle çektiğin fotoğrafları yüklediğin instagram profiline mi?
Aynadan kendini alamadığın saçlarına mı?
Üzerinden çıkarmadığın kıyafetine mi?
Maçlarını kaçırmadığın futbol takımına mı?
Şarkılarını her gün dinlediğin sanatçıya mı?
Hiçbir bölümünü atlamadığın dizilere mi?
Yüksek notlar almaya çalıştığın okuluna mı?
Her gün gittiğin işine mi?
“Neye Aitsin?” yazısını okumaya devam et

Yanlış Bir Sistemin İçinde Doğru Olmak

Bugün günlerden üniversitemin mezuniyet töreni olduğu gün. Benim ise mezuniyetimin 4. yılını tamamladığım gün. Çok yoğun bir tempoyla çalışılan lisans yıllarının karşılığı olan diploma töreni bir bayram günü gibiydi adeta. Şölen havasında geçen mezuniyet günü, hiçbir zaman unutamayacağım günlerin arasında çoktan yerini aldı. Diplomayı aldıktan sonra ise doğrudan iş hayatı başladı tabi. Yıllarca teoride öğrendiğimiz doğruların her zaman geçerli olmadığı bir dünyaya giriş yaptık. Bilginin değil, paranın güç sahibi olduğu bir hayat. Kariyerimin temelini kurduğum bu yıllarda her zaman kendime sorduğum bir sorudur bu: Yanlış bir sistemin içinde nasıl doğru olabiliriz? “Yanlış Bir Sistemin İçinde Doğru Olmak” yazısını okumaya devam et

Sahip Olmadığımız Bir Şeyi Kaybedebilir Miyiz Gerçekten?

Bugünler, günlerin yavaş geçtiği günlerden. Eskiden göz kapatıp açıncaya kadar geçen saatler, şimdi gözümü kapatıp uyumama izin vermiyor. Bir dakika, 60 saniyeden daha fazlasına sahip sanki şu anda. Düşünmenin eylemin önüne geçtiği anlar bunlar. Konuşmanın, yazmanın ve yaşamanın önüne… Kendimizi keşfetmek üzerine yazdığım yazılardan oluşan blog sayfamdaki yazılardan birisi bu. Kendi sınırlarımı ve duygularımı keşfetmeye çalıştığım bir yazı. “Sahip Olmadığımız Bir Şeyi Kaybedebilir Miyiz Gerçekten?” yazısını okumaya devam et