Arayıp Sormak Demode Mi Oldu?

Benim yetişebildiğim kadarıyla MSN Messenger, Facebook Chat, Whatsapp derken insanoğlunun birbirine ulaşılabilirliği hiç bu kadar hızlı olmamıştı sanırım. Sadece anlık mesaj göndermekten öte smiley kombinasyonları, fotoğraflar/videolar, gifler derken şu anda tüm dünyaya canlı yayın yapmamız dahi mümkün. Peki bütün bu uygulamalar sayesinde birbirimizle iletişimimiz telefonla arayıp sorduğumuz zamana göre; güçlendi mi yoksa zayıfladı mı?

Neye Aitsin?

Bağımlısı olduğun telefonuna mı?
Özenle çektiğin fotoğrafları yüklediğin instagram profiline mi?
Aynadan kendini alamadığın saçlarına mı?
Üzerinden çıkarmadığın kıyafetine mi?
Maçlarını kaçırmadığın futbol takımına mı?
Şarkılarını her gün dinlediğin sanatçıya mı?
Hiçbir bölümünü atlamadığın dizilere mi?
Yüksek notlar almaya çalıştığın okuluna mı?
Her gün gittiğin işine mi?
Çizilmesinden korktuğun arabana mı?
Fitness salonlarında şekillendirdiğin vücuduna mı?
En yakın arkadaşına mı?
Sevgiline mi?
Eşine mi?
Annene?
Babana mı?
Yalnızlığına mı?

Yanlış Bir Sistemin İçinde Doğru Olmak

Bugün günlerden üniversitemin mezuniyet töreni olduğu gün. Benim ise mezuniyetimin 4. yılını tamamladığım gün. Çok yoğun bir tempoyla çalışılan lisans yıllarının karşılığı olan diploma töreni bir bayram günü gibiydi adeta. Şölen havasında geçen mezuniyet günü, hiçbir zaman unutamayacağım günlerin arasında çoktan yerini aldı. Diplomayı aldıktan sonra ise doğrudan iş hayatı başladı tabi. Yıllarca teoride öğrendiğimiz doğruların […]

Sahip Olmadığımız Bir Şeyi Kaybedebilir Miyiz Gerçekten?

Bugünler, günlerin yavaş geçtiği günlerden. Eskiden göz kapatıp açıncaya kadar geçen saatler, şimdi gözümü kapatıp uyumama izin vermiyor. Bir dakika, 60 saniyeden daha fazlasına sahip sanki şu anda. Düşünmenin eylemin önüne geçtiği anlar bunlar. Konuşmanın, yazmanın ve yaşamanın önüne… Kendimizi keşfetmek üzerine yazdığım yazılardan oluşan blog sayfamdaki yazılardan birisi bu. Kendi sınırlarımı ve duygularımı keşfetmeye çalıştığım bir yazı.

“Bir daha asla yapmayacağım.” Dediğiniz Şeyleri Gerçekten Yapmamanın Formülü

Çok sık kullandığımız bir cümledir bu: “Bir daha asla yapmayacağım”. Bir şey hakkında karar aldığımız zaman söyleriz genelde ya da bir şeyleri fark ettiğimizde… En iddialı cümlelerden birisidir “Bir daha asla yapmayacağım”. Bunu söylediğimiz andaki farkındalığımız ve heyecanımız ise çok uzun sürmez maalesef. Kendimizden emin ve net bir şekilde ifade etsek de bir süre sonra kendimize söylediğimiz en büyük yalanlardan birisi haline gelir: “Bir daha asla yapmayacağım.”

Nasıl Hissedersin?

Sizden bir durumu hayal etmenizi istiyorum: Bir gün otobüsten inip evinize doğru yürüdüğünüzü düşünün. Birazdan eve varacaksınız, günün yorgunluğunu atacaksınız ve rahatlayacaksınız. Ailenizle birlikte olacaksınız. Fakat ailenizdeki bazı insanlarla aranız çok iyi değil. Olsun yine de evinize gidiyorsunuz… Evinizin olduğu sokağa döndüğünüz anda sizin evin önünde duran bir ambulans görüyorsunuz… Ambulansın çevresi o kadar kalabalık ki uzaktan […]

“Umursamıyorum” Demek Umursamaktır

Kafasına hiçbir şeyi takmayan insanları anlamakta hep zorlanmışımdır. Çok fazla düşünmeden hareket ederler ama bir şekilde işleri yolunda gider hep. Detayları düşünmezler, sonuçların ne olacağını hiç umursamazlar. Onlar gibi olmak istediğim zamanlar oldu. Dışarıdan baktığımda mutlu görünüyorlardı. Stressiz bir yaşamları varmış gibi geliyordu bana. Ancak onlar gibi olmaya çalıştığımda yapaylaştığımı farkettim. Çünkü düşünmemek ve umursamaz olmak, isteyerek yapacağımız bir şey değildi. Çünkü onlar bunu farkında olmadan yapıyorlardı…

Hayatınızı Son Teslim Tarihlerine Göre Yaşamayın

Yaptığımız en büyük hatalardan biridir hayatımızı son teslim tarihlerine göre ya da nam-ı değer “deadline” lara göre yaşamak… Bizim için ne kadar önemli olduğu üzerine çok düşünmeksizin hayatımızı en yakın zamanda yetişecek ödevlere, projelere, işlere göre değiştiriveririz genelde. Gerekirse son günlerde yemeyiz içmeyiz ama tamamlarız bir şekilde görevimizi. Sonrasında bir güzel tamamlamış olmanın verdiği mutluluğu da hissederiz… Kısa süreliğine… Ta ki bir sonraki “deadline” ı hatırlayana kadar. Düşünmeye fırsat olmaksızın aynı süreç yeniden başlayıverir. Sonunda fark edilen ise istemeyerek yaptığımız şeylerle geçen yıllardır…