Kendime Meydan Okuma: 1 Hafta Boyunca Telefon Kullanmamak (Sonuç)

Alışageldiğimiz şeylerin hayatımızdaki yerini anlamak için onlardan bir süre uzak kalmak düşüncesindeyim uzun zamandır. Ancak bu şekilde gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını ve bize ne kattığını görebiliyoruz. Bunun için blog sayfamda zaman zaman kendime meydan okuma serileri düzenliyor ve alışkanlıklarımı değiştirmeye çalışıyorum. Yaşadığım süreci ve sonuçları anlatarak farkında olmak ve farkındalık oluşturmak istiyorum. Bu serileriden bir tanesi olan “1 hafta boyunca telefon kullanmamak” isimli kendime meydan okuma denemesinin bugün tamamladım. Hemen hemen her şeyin dijital olduğu hayatta yaşadığım analog günlerde ne gibi zorluklar yaşadım ne gibi şeyler keşfettim size bu yazıda onları anlatacağım.

Yanımızda cep telefonu taşımanın ne kadar gerekli olduğu artık sorgulamaya değer olmaksızın kabul edildiği ve çocuklarımız okuma yazma öğrenir öğrenmez ceplerine en akıllısından bir cep telefonu yerleştirdiğimiz çağda yaşıyoruz. Nasıl ve neden kullanmamız gerektiğini bilge (bilen ve uygulayabilen) kişilerden değil, telefon üreticilerinin yeni özellikleriyle bizi yönlendirdiği menülerden öğreniyoruz. Bunun üzerine Iphone bilmem 895S nolu modelinin kullanımın ne kadar kolay olduğu ile ilgili övünüyoruz. En çok kullanılan uygulamaları güvenle telefonumuza kuruyoruz ve hayatımızı kolaylaştırıyoruz. Hayatımızı kolaylaştırıyoruz. Hayatımızı kolaylaştırıyor muyuz? Gerçekten kolaylaştırıyor muyuz?

Bu yazıda sizlere teorik bilgi vermenin aksine1 hafta boyunca bizzat karşılaştığım ve tecrübe ettiğim şeylerden bahsedeceğim. Telefonsuz bir hayatın avantajlarından ve dezavantajlarından bahsedip, sürecin sonuçlarını yazarak özetleyeceğim. İlk olarak telefonsuz hayatın zorluklarından başlıyorum.

 Zorluklar

1 hafta boyunca telefon kullanmama serisi aslında sadece kendime değil birde bana ulaşmak isteyenlere de meydan okuma denemesi oldu. O yüzden öncelikle geçtiğimiz hafta bana acil ulaşmak isteyip ulaşamayanlara anlayışla karşılaştıkları için teşekkür ederim. Zorluklardan ilki ulaşamamak ve ulaşılamamak oldu.

Değişen planlardan habersiz olmak. En büyük zorluk, gün içinde netleşen bir durumu başkasına haber verememek idi. Gün içinde değişen planlardan şans eseri haberdar olduğum ya da habersiz kaldığım etkinlikler oldu. Neyseki hafta içi sağlıksal bir durum ya da aşırı önemli bir organizasyon olmadığından ciddi sonuçlara sebebiyet vermedi.

Telefon gerektiren hizmetleri kullanamamak. Online bankacılık hizmetleri telefondan sms ya da mobil şifre doğrulaması gerektirdiğinden dolayı 1 hafta boyunca banka hesabıma hiç giremedim ve internetten alışveriş de yapamadım. Kafelerde SMS ile wifi girişi olduğu için kablosuz internete de giremedim.

Tek başınalık. Bu hissiyatın zaman zaman avantajı olsa da insan sevdikleriyle iletişim içinde olmak istiyor. Onların iyi olduğunu bilmek, bizi de iyi hissettiriyor. O yüzden zorluklardan biri de aklıma düşen bir yakınımı o anda arayamamak oldu. Aslında gün içinde idare edilebilir ama bunu 1 hafta boyunca yapmamak biraz can sıkıcı.

Kolaylıklar

Gelelim telefonsuz bir hayatın kolaylıklarına, yani avantajlarına.

Kuş gibi hafif hissetmek. Yanınızda çeyrek kiloluk bir kütle taşımamak mükemmel bir şey. Hafifliği maksimum seviyede hissetmek için bir de ben bu hafta cüzdan da taşımadım. Yanımda sadece 1-2 tane kimlik kartımla beraber bir kaç yaprak küçük kağıt ve mini kalemim vardı, bir de en gerekli olan anahtarım. Evden çıkarken telefonumu yanıma aldım mı diye kontrol etmeme gerek olmadı. Telefonun sesini açık unutmak ya da telefonu bir yerlerde unutmak gibi kaygım olmadı hiç. XRAY cihazlarından matrix gibi arkama bakmaksızın geçiyordum.

Bildirimsiz bir hayat. Whatsapp yok, twitter yok, e-posta yok, instagram ve facebook zaten yok. Bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi? Eğer vaktiniz var ve bildirimler sevdiğiniz şeylerle ilgiliyse güzel, değilse tam tersi. Yalnız insan meraklı olduğu için vakti olsa da olmasa da bildirimler onu bir şekilde telefona yönlendiriyor. Mesajlara cevap veremese bile cevaplar sürekli zihninde oluyor. Bu süreçte bunları uyandıracak bir aracım yoktu.

Günün daha uzun gelmesi. Bu gerçekten ilginç bir şey. Bir günün daha uzun sürdüğünü hissettim. Uyku saatlerimi değiştirmedim ama telefona ayırdığım süreyi ya da düşünceyi diyeyim farklı şeylere ayırdığım için gün içinde daha fazla boş vaktim olduğunu farkettim. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım ama bir türlü bitiremediğim bir video serisini büyük oranda tamamladım.

Bakmak yerine görmek. Şöyle düşünün; elimizde telefon var ve telefonun ekranı açık, bir taraftan karşıya bakıyoruz ama sonra telefon ekranına dönüyoruz. Karşıya bakmamızı gerektiren bir durum oluyor karşıya bakıyoruz ve sonra tekrar telefona dönüyoruz. Karşıya bakıyoruz ve ekrana dönüyoruz. Karşıya bakıyoruz ve dönüyoruz. Aslında karşıyı görmüyoruz. Sadece bakıyoruz. Bu süreçte gördüğüm tek bir çevre vardı: Karşı tarafım, sağım ve solum. Bir şeyleri beklerken telefonumu değil çevremi izliyordum.

Kendimi dinlemek. Biriyle birlikte vakit geçirmediğim zamanlarda kendimle vakit geçirdim. Gerçekten tam olarak öyle oldu. Koşu sonrası dinlenirken biriken bildirimleri değil,  bir sonraki koşumun rotasını düşünüyordum. Sabah uyandığımda gece atılan mesajları değil, gün içinde neler yapacağımı düşünüyordum.

Sonuç

Zorluklarıyla kolaylıklarıyla 1 haftayı telefonuma elimi sürmeden tamamladım çok şükür. Bu seriyide başarılı kendime meydan okuma serilerinin arasında düşünebiliriz artık. Her serinin sonunda olduğu gibi çıkardığım sonuçları ve önerdiğim şeyleri dile getireyim.

Blog’daki diğer yazılarımı okuyanlar bilirler, teknolojiye topyekün bir karşı çıkmışlığım yok benim. Aksine onu faydalı şekilde kullanmaya teşvik etmek için pek çok önerilerim oluyor ve hayatımızı kolaylaştıran uygulamalardan büyülenmişcesine etkileniyorum. Bu seri kendimi en çok kullandığım teknolojik araç ile test etme denemesiydi. 1 hafta telefon kullanmamak benim için geçici ama öğretileri kalıcı bir süreç oldu.

Haftanın sonunda kesin olarak emin oldum ki: akıllı telefonlar hayatımızı kolaylaştırıyor ama üretkenliğimizi çok ciddi derecede azaltıyor. Kabaca söylersek; akıllı telefonlar hayatımızı eskisine göre %20 kolaylaştırıyorsa, üretkenliğimizi %80 azaltıyor diyebilirim. Zihnimizin bir parçası telefonlardayken bir parçası bulunduğumuz an’ın içinde oluyor. Aynı anda birden fazla şeyi yapmak ise zihnimize zarar veriyor. En önemlisi geçirdiğimiz an’ın değerini azaltıyor. Ders çalışmak için oturduğumuzda tam olarak ders çalışamıyoruz. Muhabbet etmek için buluştuğumuzda tam olarak muhabbet edemiyoruz. Bunların karışımının ikisine de tam bir faydası olmuyor maalesef. Kaliteli iş yapmalı ve kaliteli eğlenmeliyiz. Nerdeyse 24 saat yanımızdan ayırmadığımız cihazlar varken, kendileri onlar ile en çok vakit geçirmemiz için tasarlanmışken bunu nasıl yapabiliriz?

Uzun süredir gözlemlediğim ve bu haftada bizzat deneyimlediğim şeyler sonucunda, kendime bir telefon kullanma kılavuzu hazırladım. Bunu şimdi sizinle de paylaşıyorum.

  • Gün içinde mobil internet verisinin açık ve kapalı olduğu saatlerin olsun. Gündüz çalışıyorsan ya da önemli bir etkinliğin içindeyse internetin kapalı olsun. Akşam belli saat aralığında internetini aç ve kendine serbest zaman oluştur. Bunun dışında internetin kapalı olmalı. Kitap okurken de, bir film izlerkende.
  • Haftasonu 1 gün Cumartesi ya da Pazar, telefonsuz gün yarısı olsun. Öğleden önce ya da öğleden sonra, dışarıya çıkıyorsan telefonunu evde bırak, evdeysen telefonunu başka bir odada olsun. Telefonun yanında olmamasının özgürlüğünü hisset.
  • Yine yatmadan önce telefonunu başka bir odaya bırak. Uyumadan önce aklında kalan okuduğun kitap ya da yaptığın planlar olsun. Sabah gözünü açtığında elinizi yüzünü yıkayıp kahvaltını bitirene kadar telefonunu eline alma. Günün ilk dakikaları dış etkenlerden bağımsız olsun.
  • 24 saat ulaşılabilir olmak zorunda değilsin. Her yazılana cevap vermek zorunda da değilsin. Bir şey gerçekten acilse ve sana ihtiyaç varsa sana bir şekilde ulaşılırlar unutma. Zihnini ferahlatmak, biraz risk almaya değer.
  • Telefonu sadece iletişim ve bilgi alışverişi aracı olarak kullan, eğlence için değil. Eğlence için kullanmaya alışırsan, sürekli yanında olan bir cihaz seni kontrol altına alabilir. Telefon olmadan erişebileceğin yüzlerce kafa dağıtma şekli var.

Süreç boyunca eksikliğini hissetmemek için mailleştiğim kişilerle birlikte beni trollemek için msn bildirimleri gibi mail yazan dostlar da oldu :) Whatsapp’ın ben yokken göndermesi için kurduğum otomatik mesajına karşı kendisi de bana otomatik mesaj yazan arkadaşlar da var… Benimle birlikte telefonsuz 1 hafta geçirmeyi hedeflediğini söyleyenlerde umarım hedefine ulaşmıştır. İyisiyle kötüsüyle bir KMO serisini daha tamamladık. Yaşlandıkça bu serileri gerçekleştirmek daha zor oluyor ama inşallah bir sonrakinde görüşmek dileğiyle diyeyim :)

Telefon kullanımı hakkında yazdığım yazılar ve diğer kendime meydan okuma serilerine şuradan ulaşabilirsiniz:

Kendime Meydan Okuma Serileri

Sevgiyle kalın,
ABE.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 503 takipçiye katılın

Reklamlar

Kendime Meydan Okuma: 1 Hafta Boyunca Telefon Kullanmamak (Sonuç)” üzerine 6 yorum

  1. Bloğunu keşfedildi 10 dakika gibi bir zaman oldu. Yaptığın içerikleri beğendim hoş bir ana teması var sana bu yolunda başarılar dilerim. :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s